Pazar, Mayıs 21, 2006

Sevinme ölçüsü...

GECE evimizin önünden davul çalan arabalar geçti. Yer-gök "Şampiyon" diye çınlıyor. Sevincin ölçüsü yüksek.Doğrusunu isterseniz ben de çoktandır sevinmek istiyorum. Tek ayağımın üzerinde zıplayarak neye sevindiklerini anlamaya çalışıyorum, ki ben de sevineyim.Arkadaşlara "Ne oldu?" diye sorduğumda "İşte futboldan anlamayan bir geri zekálı" anlamında yüzüme tuhaf tuhaf baktılar.O zaman ben de sorumu şöyle değiştirdim:"Biz mi kazandık?.."*Biz?..Değişik bir toplumuz kabul edin.Misal; erkek yumurtalıklarının "güvenilirlik-saygınlık birim ölçüsü" olarak kullanıldığı başka bir toplum var mı bilmiyorum:"Nasıl bir adam?..""T....lı..."(.......)Bir başka organımız da konutlarda olsun, diğer mekánlarda olsun "yüzölçümü birimi" olarak kullanılmıyor mu?"Ne kadar genişliği?..""G.. kadar..."Demek ki metrekare olarak az.(......)Sevgili Metin Uca’nın kulakları çınlasın, Anneler Günü’nde annelere verilen gerçek ve gerçek değeri anlatıyordu. Biz böyleyiz ne yapalım.Kadının cinsiyet organı "uzaklık ölçü birimi" olarak da kullanılabilir:"Ne kadar uzakta?..""Taaa anasının....."*O zaman sevincimizin ölçüsü de ona göre.Memleket bayram ediyor, kapımızın önünden davul çalan arabalar geçerken, otuz kişi öbür otuz kişiyi bıçakladı.Birim olarak "sevinme ölçüsü" böyle çünkü.Nitekim bıçaklama neyse ama, taraftarlar birbirlerini öldürdüklerinde, futbol otoriteleri o zaman "Ölçü kaçtı" diyorlar. "Ölçüyü" kaçırmayalım arkadaşlar.Görüyorsunuz sonuçta;Biz kazandık...
kaynak:Bekir COŞKUN